Hak, şerleri hayr eyler,
Zannetme ki gayr eyler,
Arif anı seyr eyler
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...
Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerine ait bu dizeler aslında son yaşadıklarımızı çok güzel ifade etmektedir...
Mekke Anlaşması, akabinde halk arasında Terörsüz Türkiye diye bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un kabulü, onu takip eden Alihan Kuriş’in tutuklanması ve Kuytul denen adamın bu tutuklamaya karşın Kuriş’in müntesiplerini sokaklara çağrısı ile devam eden süreçte onun da tutuklanmasını karanlık mihraklar şer gibi görse de olan her şeyden hayrın dünden zahir olduğunu ise ancak arif insanımız görüyordu.
Basına şu manşetle verildi son hayırlı haber:
'Kuytulcular' olarak bilinen yapılanmaya yönelik operasyonun detayları:
Adana merkezli 6 ilde toplam 49 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi.
5 şirket hakkında yönetim kayyumu atandı.
Örgüt lehine faaliyet yürüttüğü tespit edilen 349 sosyal medya hesabı hakkında erişim engellenmesi kararı verildi.
Bu operasyonun perde arkası boş değil di elbette.
Bilindiği üzere devletin Süleymancı gurubun başında bulunan Alihan Kuriş isimli şahsın kanunlara aykırı olarak tuttuğu illegal işler sebebiyle hakkında verdiği tutuklama kararı neticesinde düzenlediği bir operasyonla içeri atması üzerine cemaat mensuplarını adeta devletin kararına karşı çıkmaları yönünde onları sokağa çağırması en güncel suçu olmasının yanında
Ve 20121 yılında kaleme aldığım bir makalede dile getirdiğim;
PKK’nın önde gelen isimlerinden Cemil Bayık’ın Alparslan Kuytul’un dayısı olduğu bilgisini bir kenarda tutarak, sorularımızı sıralayacak olursak bir gerçeğin altını da çizmiş oluruz:
Hükümetin 2020 yılında pandemi ile alakalı aldığı kararlara uymayacağını söyleyen bu adam yasak olmasına rağmen geçen sene müntesipleriyle sokakta teravih namazını kılmadılar mı?
Yine yasak olmasına rağmen cuman namazına yeltenmedi mi?
Yaklaşık bir milyon Müslümanın katili Kasım Süleymani’yi mazlum gibi göstermeye çalışmadı mı?
Güneyimizde bir Kürt devleti kurma teşebbüsünü yerle bir ettiğimiz Zeytin Dalı Operasyonundan rahatsız oluşunu “Türk devleti Afrin’e girer ama çıkamaz! Senin karşında Amerika var Amerika” diyerek kinini kusmadı mı?
Terörü övücü propagandayı da bu adam yapmadı mı?
FETÖ şarlatanına yine bu adam sahip çıkmadı mı?
15 Temmuz darbe girişiminden bir gün önce “Erdoğan’ın kalemi kırılmıştır, yakında işi bitirilecektir.” şeklindeki açıklamasıyla bu darbenin olacağını daha önce bilmedi mi?
15 Temmuz darbe girişimini Müslümanlara hayırlı olmasını temenni eden bu adam değil mi?
Basında “Sözde hoca, özde tahrikçi ajan” denilen kişi bu değil mi?
Başkanlık Anayasasına karşı çıkan da bu değil mi?
PKK terörünün inlerine girip yok edişimizden rahatsız olan da yine bu değil mi?
Sıraladığım sorular bugün yakalanışının altında yatan sorunların ne olduğunu gostermektedir.
Bu adamın bildiği şey şer güçlerin kulağına fısıldadığı iğvalardaan başka bir şey degildir.
Bana öyle geliyor ki ne olursa olsun bir gün kanunun pençesine düşeceğini biliyordu. Bu adam bir projeydi ve gereğini yapıyordu. Haliyle yaptığı her şey mevcut kanunlarımıza tersti. Yaptıklarının yanlış olduğunu halk bilmese de devletimiz biliyordu. Halkın bilmemesi de gayet doğaldı. Çünkü gerçek yüzünü din maskesiyle gizliyordu... FETÖ gibi. Geçmişte Kalkancı gibi. Yakın geçmişte Adnan Oktar gibi...
Yeter ki devlet güçlü olsun. Güçlü devletler halkı aldatan bu tiplerin arkasındaki karanlık güce sahip yapıyı bildiklerinden hemen hamleye geçmez. Devletin yanlış zamanda girişeceği hamleler ne kadar kıymetli olsa da bu gibi adamların arkasındaki karanlık yapılar güçlü olduğu için püfkürtülmesi an meselesi olur.
Bu sebeple devlet, adl-i ilahi aklıyla hareket eder. Sadece mühlet verir bu tür karanlık oluşumlara yoksa ihmal etmez. FETÖ'nün üstesinden bu akılla gelindi. PKK hakeza. Bunlar sınırlarımız dahilindeki zamanlı müdahaleler ve zaferlerimizdi.
Sınır ötesinde de elde ettiğimiz başarılar yine bu devlet aklımızın birer meyvesiydi. Mesela Suriye'nin bütünlüğü sağlanırken oranın tüm terör unsurlarından arındırılması...Libya ve Karabağ hamleleriniz hep bu akıldan devşirilimişti.
Sınır içinde Terörsüz Türkiye çerçeve yasasını çıkarırken sınır ötesinde ise Mekke Anlaşmasını hayata geçiriyorduk.
Devlet aklı duygusallığı kabul etmeyen realist bir akıldır. Sadece zamanını bekler. O sebeple şeraitin kestiği parmak acımaz denmiş bizim diyarlarımızda. Çünkü cezalar o kadar yerli yerince verilir ki adaletinden suçlulukların bile kuşkusu kalmazdı. Elbette kesilen parmaklar lokal bir acı hisseder ki bu da gayet normaldir ameliyattaki acılar gibi.
FETÖ'ye darbe indirilirken toplumun selametine mukabil fanatiklerinin lokal sancısı elbette önemsenmeyecekti. Her yapının taşlaşmış, gözü dönmüş fanatik yandaşları tabi ki olacaktır. Onlardan sadır olacak feveranların bir kıymeti harbîyesi elbette olmayacaktır. Dün Süleymancıların fanatikleri feveran ederken bugün de Furkancıların fanatikleri feveran edecektir. Devlet, milletin selameti için bu nümayişler karsısında duygusal hareket edemezdi ve etmedi de. Tıpkı çocuğu ağlasa da annenin onu doktorun iğnesine teslim etmesi gibi.
Alihan Kurişçiler olsun bu Alpaslan Kuytulcular olsun, FETÖ'nün başına gelenden ders almazlarsa milletin selametini düşünen devletimizin kılıcından kellesini kurtaramayan birer Kurtoğlu olurlar.
Onları sağduyuya davet ediyoruz. Gerek Kuriş olsun gerekse Kuytul; bu iki isim dini sadece kalkan olarak kullanarak maskesinden istifade ettiler ve tabiilerini kendilerini doğru adam olarak lanse ettiler. Bu adamların arkasındaki şeytani niyet ve gücü bir an önce görsünler.
Allah aklı boşuna vermedi biz kullarına. Düşünün ki Firavun da bir liderdi Hz. Mus da. Her ikisine tabi olan nice insan vardı. Tabii olmanın ölçüsü akıl ve buna bağı hür irade ise onu kullanan sonucundan mesuldür. Çokluk değil, istikamet önemlidir.
Biz istikametimizi Kur'an ve Sünnetle belirleriz. Biri bize liderlik yapacaksa da o kişinin bu iki kaynakla irtibatına bakılır. Kuriş ile Kuytul'un Kur'an ve sünnete neleri uygun? Hiç düşündünüz mü?
FETÖ başı mesela hangi dinin vecibeleri yerine getirilerek toprağa gömüldü? Kur'an ve sünnete göre olduğunu kim iddia edebilir? Çünkü hayatını tanzim eden kurallar bu iki kaynaktan beriydi. Zamanında çok uyarılmıştı FETÖ müntesipleri. Bugün de Kurişçi ve Kuytulcuları uyarıyoruz. Bu ikisine tabi olanlar lütfen Kur'an ve sünnet perspektifinden bunlara bir bakıversinler...
Hak ve batıl mücadelesi dünya döndüğü sürece asla durmayacaktır. Önemli olan bu mücadelede nerede durduğumuzdur.
Kuytul'a akıl veren karanlık güç bu projesine verdiği desteği son ana kadar kullanacaktır. FETÖ ve PKK'yı kullandıkları gibi... Alim zannedilen bu adamın Bel'am'ın yolunda olduğu topluma fitne yaymasından anlaşılmaktadır. Doğru diye dile getirdikleri asla bizim doğrular değildir. Bu doğrular bizi değil de batıyı memnun ediyorsa ki durum bunu gösteriyor o zaman rahatlıkla içimizdeki bir haindir diyebiliriz. FETÖ'ye karşı gerçeklesen devletin direnişinden de rahatsızdı PKK'nın silah birakmasından da. Mekke Anlasmadından da rahatsızlık duydu, Terörsuz Türkiye çerçeve kanunundan da. Cumhurbaskanımızın kalemi kırıldı derken o gunku sartlarda ne kadar fitnelik yaptıysa Alihan Kuriş'i derdest eden devletin aleyhine Süleymancıları sokağa davet ederken de fitnelik peşindeydi. Bunlar ayni karanlık yapının emrinde olmalılar ki İslam'a hakaret eden sanatçılara ceza verilirken ana muhalefet partisi liderinin milleti sokağa çağırması ne manaya geliyorsa bunun da suçlu biri için milleti sokağa çağırması aynı manaya geliyor.
Kuytul'un içeri atılmasından iç huzursuzluk bekleyenlere avuçlarını yalattıracak güçte ve iradede bir devletimiz var.
Mustafa Salim
22 Ağustos 2026 Tekirdağ